30 Kasım 2012 Cuma

28 Kasım 2012 Çarşamba

Peytoncuğum, duydum çok üzüldüm.

Leş ötesi dizi 90210'a yeni dahil olan Lindsey Beckwith karakterini Peyton List oynuyor, arkadaşlar. Bu paçoz karakter, Liam'ın spor olsun diye gidip ders aldığı vehatta 90210 karakterini toplu olarak kabul eden üniversitede çoooook tanınmış, çooook başarılı bir profesör + çoook mhteşem bir hukuk firmasının çooook önemli bir avukatı. Derse, ofise, mahkemeye kolsuzla giden bu avukat hanımefendüüü, aynı zamanda 5. sezonda öğrencisi olan Liam'a başta -sözde- yüz vermeyip, Liam kendisini avukat olarak tutunca Liam'ın barına saçlarını aslan yelesi gibi yaptırıp push-up sütyenini takıp -yine sözde- Liam'a çemkirmeye gitti ve tabi ki seviştiler. Ne kadar çok Liam dedim. Ondan mı midem bulanıyor? Yok, senaryonun kötülüğünden olsa gerek.

Eski camlar bardak oldu, Abby gitti Jane oldu.

666 Park Avenue'yu bilirsiniz. Bilmiyorsanız da bu postta izleyin ya da izlemeyin demeyeceğim. Zaten bahsedeceğim şahsın da paçoz mu yoksa süper bir karakter mi olduğuna henüz karar veremedim. Karar verince size de söylerim.



26 Kasım 2012 Pazartesi

Apartment 23'te Paçoza Yer Yok!

Televizyon dünyasında iyi şeyler de oluyor kızlar. Hızlıca düşününce elimdeki tek örnek bu dizi aslında: Don't trust the bitch in Apartment 23. Her diziden fırlayan hanım hanımcık kızcağızlardan baygınlık gelmişken, Chloe'ye rastladım. Chloe o kadar mük-kem-mel ki, evini payşlaştığı ve aslında paçozluğa aday olan June Colburn karakterini bile sevimli hale getiriyor.

Henüz Chloe ile tanışmadıysanız, şimdiden söyleyeyim, ÇOK GÜZEL. Hesapsız kitapsız yaşayan bir kadın gibi klişelerle anlatmayacağım onu, çok büyük haksızlık olur.


  • Chloe, simsiyah saçlarını dümdüz yaparken bile gerçekçi. Elena gibi bin saat fönlenmiş saçlarını önüne düşürmek ve "Ben böyle doğdum hihihi" demek yerine, dizideki bir bölümde bütün içtenliğiyle kafasını ütü masasına yatırıp saçlarını bir güzel ütülüyor. Ve bence çok daha iyi bir sonuç elde ediyor. 

25 Kasım 2012 Pazar

April Dangozu

Grey's Anatomy'i bayıla bayıla seyrederdim. Dizimag'in ve türevlerinin icat olmadığı zamanlarda, evdeki yavaş internetimle torrent peşinde koşmaktan bıkıp amazon.com'a paraları bayılıp 2. sezonu satın aldığım gün dün gibi. Ama şimdi yine işlerden kaçıp sığındığım Grey's Anatomy beni hüsrana uğratıyor. Paçozluk almış yürümüş, genç yaşta farkedememişiz.

Grey's Anatomy'nin en paçozunu yad edeceğim bu postta. Çiftlikten çıkıp gelmiş, ince sesli, uyuz kızıl April Kepner. Bu kadın dizi boyunca iki kez işten kovuldu. İki kez de geri aldılar. Shonda'nın her sezon sonunda diziden kesmek için karakterleri öldürdüğünü düşünürsek... fingers crossed for Kepner.



Yatacak yerin yok Elena!

Yine işten güçten, yazılacak tezden kaçmaya çalıştığım bir gün Vampire Diaries denen Twilight'ın yandan ağır hasar almış versiyonu diziye rastlamış idim. O güne hala lanet ediyorum. "Lan dur bakalım, daha ne kadar saçmalayabilirler?" diye diye saatlerimi heba ettiğim ve beni "daha saçmalamak" konusunda asla hayal kırıklığına uğratmayan bu nadide dizide, saçları fönlü olarak dolaşan ve "Çok narinim, çok iyiyim, içimdeki iyilik bir vampiri bile mineli suya götürür, susuz getirir" anafikriyle etrafta dolanan Elena Gilbert'a rastladım. Kendisine olan hislerim, Damages'taki Ellen Parsons karakterine beslediğim hislerle benzerlik taıyor. Ama Elena, Ellen'ın yanında tabi ki daha cahil, daha görgüsüz ve daha salak kalıyor.

Elena'nın karakteristik özeliklerine bir bakalım. İyi bakalım ki siz de rahatça nefret edebilin:


20 Kasım 2012 Salı

Ivy, senin saçını başını yolarım.

Sevgili Ivy,
Gossip Girl'de belirdiğin ilk andan beri o kısık sesin, cümcük ağzın ve bin kilo versen bile yzünden eksilmeyecek dağlarkızıreyhan yanaklarından nefret ettim. Senaristler bu nefretimi boşa çıkarmadılar, bilakis nefretime nefret kattılar. Tırnaklarımı yiye yiye seyrettiğim bölümlerde, "Ulan bu tiple bu denyolukla bu kız nası prime time'daki bi dizide rol kapabilir?" dedim durdum. 

Anca sen Gossip Girl'ün 6. sezonunda artık beni iyice şok ettin. Rufus eziği ile yatağa girip Dan'e yakalandığınız sahnedeki o bacak nedir? Bacaklarının kısa olduğunu biliyorduk, ama bu derece kıs ave tombul olduklarını bilmiyorduk. İlk bakışta ben senin tombul bacağını rufus'un kolu sandıydım da üzüldüydüm adama. Hele o ayak bileğinden ayak parmak ucuna dek seriglediğin Banu Alkan duruşu yok mu?


Ah Ivy ah. Serena dese sana "Bacak kadar boyunla zamanında benim ağzıma mı sıçmaya çalıştın sen hahayt" literally konuştuğunu bil isterim. Yerden bitme karı seni.